Geleneksel Organizasyonun Alternatifi: Öğrenen Organizasyon

Kuruluşların faaliyetlerini ve organizasyonel ilişkilerini nasıl düzenledikleri büyük ölçüde yaptıkları işin doğasına ve faaliyet gösterdikleri ekonomik sistemin yapısına bağlıdır. Yapılan işin doğasını etkileyen pek çok unsurun varlığından söz edilebilir. Sürekli artan çevresel değişim, firmaları daha esnek ve duyarlı olmaya, uyum sağlama ve değişimi yaratabilme becerilerini geliştirmeye zorlamaktadır. Toplam kalite yönetimi ve organizasyonel öğrenme yaklaşımları firmaların bu yönde temel beceriler edinmelerini amaçlamaktadır .

Günümüz çevre koşulları nedeniyle; kuruluşların bilgi toplama ve bilgiyi işleme kapasiteleri ile çabukluk ve esnekliklerinin önemi artırmıştır. Bu konu, kuruluşların stratejik seçimler yapmalarında önemli bir rol oynar hale gelmiştir.Kuşkusuz zamanın gelişimine ayak uydurmak için eğitim ve sürekliliği en idealidir. Eğitim bir taraftan kişilerin yeteneklerinin gelişmesine yardımcı olurken, diğer taraftan da işletmenin ihtiyaçlarının ne olduğunu ortaya çıkarır. Unutulmamalıdır ki herhangi bir kuruluşun başarısı çalışanlarının kalitesine bağlıdır.

Birey gibi kuruluşlar da canlı organizmalardır ve varlığını sürdürmek için sürekli öğrenmeye gereksinim duyarlar. Çalışanların eğitimi, kuruluş misyonunun etkin bir biçimde gerçekleştirilmesinin önemli araçlarından birisidir. Bu nedenle eğitim ve geliştirme faaliyetleri, günümüzde anlam değiştirmeye başlamıştır. Günümüz kuruluşları, bilgiye ulaşabilen, bilgiyi değerlendirerek teknolojiye dönüştürebilen ve yeni bilgi üretebilen kuruluş olabilmek için rakipleri ile yarışmaktadır. Eğitim ve geliştirme, çalışanları sürekli değişimle baş edebilir hale getirmeye yönelmiştir çünkü eğitim faaliyetinin altında yatan temel hedef, fikir üretebilme, bağımsız hareket edebilme, takım oyuncusu olabilme, alışkanlık ve davranışlarını değiştirebilme, çevre koşullarının gerektirdiği teknik bilgiyi öğrenmedir . Bugün eğitim ve geliştirme, daha önce geliştirilmiş statik durumdaki bilgilerin öğretilmesi olmaktan çıkmış, kişilerin bilgiyi bulma, yaratma, araştırma ve karşılaşılan sorunların çözümü için kullanma arzusu, özgüven ve yeteneğinin geliştirilmesine dönüşmüştür. Bu hedefleri karşılayacak uygulamaların başında sürekli eğitim ve öğrenen kuruluş uygulamaları gelmektedir.

“her kuruluşun rekabet ortamında en önemli kaynağı nitelikli ve bilgili insandır”

Peter Drucker

Kuruluşlarda teknolojiyi üst seviyede takip etme ve faaliyet alanındaki en son teknolojiye sahip olabilme yani kaynakların etkin ve verimli kullanılması önemlidir fakat bilgi toplama ve yaratma, işleme, transfer etme yeteneğini geliştirmiş bunun sonucu olarak da davranışlarını sürekli değiştirebilen, bilgiyi yönetebilen bir kuruluş olma da önemlidir. Burada birbiri ile karşılıklı etkileşim içerisinde olan iki anahtar kavram ön plana çıkmaktadır; öğrenme ve bilgi yönetimi

Kuruluşun daha zeki bir şekilde faaliyet göstermesini sağlayan ve kurumsal performansını iyileştiren; sahip olunan bilginin yönetimidir. Örgütsel anlamda zekâ, yararlı ve zamanında bilgi yaratacak şekilde veri elde etme, analiz etme ve yorumlama kabiliyetini yansıtır. Geleneksel organizasyonlar çalışanlarını ‘yapanlar’ ve ‘düşünenler’ olarak ikiye ayırırlar.
Temelde, yapanlara düşünme imkanı tanınmaz. Öğrenen organizasyonlar ise üyelerinin hepsini düşünme sürecine katar, organizasyondaki bütün birey ve grupların entelektüel birikimlerini organizasyona aktarmak temel hedeftir.

Emsallerinden daha hızlı öğrenebilen ve bilgiyi yaratabilen bir yapıya sahip olan zeki kuruluşlar, öğrenme hakkında da öğrenir, yeni bilgi bulma ve uygulama sürecini hızlandırır. Bilgiyi yönetebilen kuruluşlar sürekli öğrenip yeni bilgiler üretebilmekte, bu yeni bilgiler ışığında yenilikler yaratabilmektedir. Böylece bilginin yönetimi ve öğrenme, kurumsal bir sinerji yaratmaktadır.

Bugün nitelikli insan gücü oluşturmada eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin önemi hızla artmaktadır. Kuruluşların eğitim ve geliştirme faaliyetlerinde, çalışanlarda yaşam boyu eğitim anlayışını yerleştirecek ve eğitimde sürekliliği sağlayacak şekilde planlanma göze çarpmaktadır. Çeviklik ve hızlı rekabet avantajı için personel güçlendirme (empowerment) yaklaşımı, yükselen trenddir; bu tür bir güçlendirme ancak yetkili kişilere uygun eğitim ve gelişim sağlandığında başarılı olacaktır çünkü eğitim sonucunda süreçlerdeki ve işlerdeki her türlü eksiklik giderilir ve çalışanlar yönetime dahil olur.

Kaynak:

Özgen, H., Kılıç, K.C. ve Karademir, B. (2004). “Öğrenmenin Kurumsallaşmasında Toplam Kalite Yönetimi Yaklaşımı”, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt.13, No.2, ss.175-188

Atak, M. ve Atik, İ. (2007) “Örgütlerde Sürekli Eğitimin Önemi ve Öğrenen Kuruluş Oluşturma Sürecine Etkisi”, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Dergisi, Cilt.3, No:1, ss.63-70

Coşkun, R. (2000). “Geleneksel Organizasyondan Öğrenen Organizasyona Geçiş: Teorik Çerçeve ve Uygulamaya Yönelik Öneriler”,Bilgi Sosyal Bilimler Dergisi, No:2, ss.109-116.

Çetin, C. ve Arslan, L., (2017) Toplam Kalite Yönetimi , ss.144, İstanbul: Beta Yayıncılık

Bu sitede yayımlanan yazılı ve görsel içerikler Özgen Tükel tarafından özel olarak yazılmış ve kaydedilmiştir , her hakkı saklıdır. Yönetim ve eğitim danışmanlığı için iletişime geçiniz.


kalitemeraklisi tarafından yayımlandı

www.kalitemeraklisi.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s